Kategori

FİLM

FİLM, İÇİMDEN GELENLER

HER ÇOCUK ÖZELDİR

Gecenin bu vakti beni bilgisayar başına geçiren bir film oldu bu sefer.ne zamandır izlemek istediğim ama malum annelik koşuşturmacasında öyle 3 saat kesintisiz bir film izleme lüksünü yakalamam 3,5 seneyi bulduğu için  anca bu akşam seyredebildim bu harika filmi.(bazı yerlerde filmin adı Yerdeki Yıldızlar diye de geçiyor).

Önce bir öğretmen olarak ve sonra da bir ebeveyn olarak çok etkilendim.Film ,(izlemeyenler için )  disleksi hastası olan bir çocuğun bu sorunu fark edilmediğinden öğretmenleri ve ailesi tarafından devamlı suçlanıp ,aşağılanmasını konu alıyor.Ailesi, çocuğu başarısız olduğu için yatılı okula veriyor fakat çocuk onlardan ayrılmak istemediği için ve okulda da yine öğretmenlerin şikayetlerinden bunaldığından içine kapanıp,hayata küsüyor.Ta ki okula yeni gelen ve çocukluğunda aynı rahatsızlığı geçiren resim öğretmeni onu anlayıp ,tekrar onu kazanana kadar ..Sonrasında ise çocuğun yeteneğini herkes keşfediyor…

Filmi izlerken hem öğretmenliğimi hem anneliğimi sorguladım açıkçası. Kısıtlı ders saatlerinde bende ödev kontrolü yapıp ,yapmadığı için öğrencilerime eksi veriyorum ya da dışarıyı seyreden bir öğrenciyi derse çekmek için sesimi yükseltebiliyorum.Eğitim şeklimiz bizi ve çocukları da bir yarışa sokup ,teog gibi bir sınavdan sonra ders ders başarılarımız incelendiği için ve devlet okullarının en şanssız derslerinden biri ingilizce olduğu için maalesef bu yarışa dahil olmak zorunda
bırakılıyoruz.Tabii bu yarış içinde onların hayatlarını fark etmeyebiliyoruz.Gerçi elimden geldiğince duygusal anlamda da öğrencilerime yakın duran bir öğretmenim ama tek yakınlık göstermekle olmuyor.Hepsine aynı şekilde eğitim verip ,aynı başarıları bekliyoruz ya da beklemesek bile farklı yöntemler deneyemiyoruz. Velilere gelince seçmeli derslerde hep matematik ve ingilizce de yığılma oluyor ama hiç biri demiyor ki çocuğumun kafası rahatlasın ,hayal gücü genişlesin,keyif alsın ,müzik ,drama,resim seçsin.Hep başarılarıyla onlara değer veriyoruz .. Çocuğum matematikte iyi değil ama belki çok iyi bir futbolcu ,ressam ,tiyatro oyuncusu olacak ,sevdiği işi yapacak diyemiyoruz.Daha ilk günden tanışmak için çağırdığım toplantıda velilere ,çocuklarınızdan çok memnunum hepsi çok saygılı ,öğrenmeye çok istekli dedim ama çıkışta her veli hocam dersi nasıl diye tekrar sordu bir not değerlendirmesi bekleyerek.Biri de demedi ki ne güzel istekli ,elinden geleni yapıyor bu yeter diye..

Gelelim bir anne olarak bana .Tabii ki şuan bir not ,başarı beklentim yok ama içten içe korkuyorum başarısız olursa da aynı şekilde onu destekler miyim ya da ona belli etmesemde bu duruma sinir olur muyum?Ben de bu yarışa çocuğumu ve kendimi dahil eder miyim? Umarım bunu yapmam ,yıllar sonra bu yazıyı okuduğumda pişmanlıklar yaşamam…

Filmin bir sahnesinde çocuğun babası ,öğretmenine bakın biz disleksi hastalığını araştırdık internetten yani ilgisiz anne-baba değiliz diyor.Öğretmen ise ilgi sevmek ,düştüğünde bile onu tutacağınızı ona hissettirmek ,kucaklamak ,doyasıya öpmek diyordu .Ve yine beni en etkileyen kısımlardan biri ,filmdeki şarkı da geçen şu sözler oldu: ”Babam beni salıncakta çok yükseklere doğru sallarken ,korkmuyorum nasıl olsa annem beni tutar biliyorum” diyordu.. Bu filmi izlediğimiz sırada Balca ağlayarak anne diyerek uyandı bir rüya görmüş ve korkmuştu.Hemen bana sarılıp ,tekrar uyudu .İşte o an göz yaşlarım akmaya başladı.Çocuklarımıza sevgi ve güven verebileceğimiz en büyük şey.Bizim ilgimize o kadar muhtaçlar ki..

Her çocuğun özel olduğunu görüp,hissedip onları sadece kendileri olduğu için sevebilmemiz dileğiyle….