Kategori

GEZMELERİMİZ

GEZMELERİMİZ

İZMİR’DEKİ MÜZELER

Balca ile birlikte yaşadığım şehirdeki güzellikleri fark etmeye ve bazı şeyleri nasıl geç keşfettiğimi görmeye başladım.Özellikle çocuğum olmadan önce şehrimizdeki birçok müzeden habersiz yaşıyormuşum .Halbuki farklı bir şehre gittiğimizde müzeleri gezmek için can atıyor iken ,bu kadar yakınımızdaki kültür miraslarından habersiz olmak benim ayıbım imiş.Neyse ki Balca ile eksikleri kapatıyorum ,hiçbir şey için geç değildir…

Biz bir günümüzü dört güzel minikle birlikte müze gezisine ayırıp önce Ümran Baradan Oyuncak Müzesi ile gezimize başladık.Bu müze varyantta bulunuyor ve giriş ücretsiz.Çok büyük bir müze değil ve özellikle oyuncak konusunda fazlaca seçeneği olan bu nesil için çok görkemli olmasa da yine de insana keyif veriyor. Özellikle bahçede ki heykeller ve müzenin içinde ki çocuk heykelleri miniklerin pek hoşuna gitti.2 katlı olan müzenin birinci katında pelüş bebekler arabalar ,çeşitli ülkelerden alınmış biblolar ,porselen bebekler ,gemi ve ev maketleri bulunuyor .Ev maketlerinde ödül almış olan cumbalı İzmir evi benim favorimdi

2. katta ise roketler ,robotlar ,uçaklar ,müzik aletleri ,oyuncak mutfak ,banyo vardı.Bu arada bu katta bulunan porselen bebeklerden birinin saçları gerçek saçtan yapılmıştı.Eskiden fakir aileler çocuklarının saçlarını bebek yapımı için satıyorlarmış yani çok eskilere dayanıyor bu adaletsizlik…

Ayrıca müze de bazı günler atölyeler düzenleniyor.İnternet sitelerinden takip edebilirsiniz.

2. durağımız da Kordon’da bulunan Arkas sanat merkezi idi.Burada giriş ücretsiz ve dönem dönem sergiler değişiyor.Biz Antik Anadolu’nun Tanıkları isimli koleksiyonu gezdik.Antik çağlara özgü sikke ,cam ,bronz,mermer objelerin yer aldığı müzede minikler büyüteçlerle eski paraları incelemeyi sevdiler .En son olarak da çeşitli ressamlara ait tablolara bakıp ,buradaki gezimizi sonlandırdık.

3. ve son durağımız ise Atatürk Müzesi oldu .Kordon ‘da bulunan bu müzede de giriş ücretsiz.Burası daha önce otel olarak kullanılan ve Atatürk’ün de bir kaç kez kaldığı binanın restorasyonundan sonra müzeye dönüşmüş ben aslında burayı Atatürk’ün İzmir de iken kaldığı evi sanıyordum yanlış bilgimde düzelmiş oldu.Burda da özellikle toplantı salonunda bulunan Atatürk ve silah arkadaşlarının heykelleri minikleri etkiledi .Gerçekten böylesine zeki ve eşi benzeri olmayan bir insanın dokunduğunu bildiğiniz bir eşyaya bakmak bile insanı çok etkiliyor ve bir o kadar da özellikle içinde bulunduğumuz şartlarda hüzünlendiriyor.Çalışma odası ,Atatürk’ün ve yaverinin yatak odası ,banyo ,berber odası ,kütüphane ,misafir odası müzedeki diğer bölümler .Ayrıca girişte Atatürk’ün hayatı ile ilgili sunum sergilenen bir oda var ve yine bir kaç oda da fotoğraflar ve videolar bulunuyor.

                                                     

Bizim üç müzelik turumuz dolu dolu geçti.Her biri ayrı bir iz bıraktı miniklerde.Görerek ,anlayarak ,sorarak  öğrenmenin en güzel yeri olan müzeler mutlaka uğramamız gereken noktalar..

GEZMELERİMİZ, MEKANLAR

KOZBEYLİ KÖYÜ

Yine bir pazar günü rotalarımızdan biri de bu sefer Foça ‘da bulunan Kozbeyli köyü oldu.600 yıllık geçmişi olan bir köymüş burası ve köydeki cami de anlatıldığına göre 300 yıllıkmış.Çok güzel tarihi taş evlerin olduğu bir köy  aslında biraz restorasyonla fazlasıyla turist çekici hale gelebilecek bir yer.Gerçi sakinliği de ayrı bir güzel geldi bize.

Köy de bolca zeytin ağacı var ve haliyle zeytin yağı da geçim kaynağı haline gelmiş durumda.

Biz köy de kahvaltımızı Kozbeyli sofrasında yaptık ,hava serin olduğundan içeride kahvaltı etsekte Balca tavşan kulübelerine bakıp geldi ara ara.Ayrıca burada kahvaltı ederken size köy ve deniz manzarası eşlik ediyor.

Köydeki gezimiz de ikinci yerimiz dibek kahvesi ile meşhur Şakirin yeri oldu.Köy meydanı ,kahvehane derken Balca baya ilginç deneyimler edindi.
                                   

Köyden çıkmak üzereyken gördüğümüz yemyeşil bir alanda  mola verip ,temiz havanın tadını çıkardık .Kısacası görülmeye değer yerlerden biri…

GEZMELERİMİZ, MEKANLAR

ÇAM EVLERİ -YİĞİTLER KÖYÜ-KEMALPAŞA

Hafta içi günlerde yeterince avm ,trafik ,kalabalığa maruz kalınca ve tabii Balca’yı doğaya ve temiz havaya doyurabilmek için ,pazar günleri şehirden uzak yerleri keşfetmeye çalışıyoruz.Hatta bu yazıyı okuyanların önerisi de olursa sevinirim .Çam evleri de bize  Balca’mın çok sevdiğimiz okul müdürü tarafından önerildi ve memnun kalınca bende  sizlere önermek istedim.

Burası Kemalpaşa ,Yiğitler köyüne bağlı bir yer.Kemalpaşa’dan sonra da baya bir yol gidiyorsunuz ama bol yeşillik dolu bu yol da gitmekten de keyif alıyorsunuz .Hatta biz bolca fotoğraf molası da verdik bu güzel manzarayı kaçırmamak için.

                                           

Çam evleri aslında ilkbahar da çok daha keyifli olacak bir yer ,kışın fazlasıyla serin olduğu için içerde oturmak zorunda kaldık..Gerçi orda da odun sobası ile ısınmanın keyfine vardık ve Balca’da klima ,kalorifer dışında bir ısıtıcıyla da tanışmış oldu:)

Bu arada güveçte menemen ve sucuklu yumurta mutlaka tadına bakılması gerekenlerden.

Kahvaltı faslı bittikten sonra ,soğuk havaya rağmen temiz havanın tadını çıkardık. Tabii Balca’nın ilk ilgisini çeken lastikten salıncak oldu.Sonrasında da yapraklarla oynayıp,büyüteci ile incelemeler yaptı. Çam evlerinde ahşap evler de var fakat yatılı kalınıyor mu bilmiyorum gerçi kalınsa da ,ahşap evde uyuyamayan ben için çok cazip görünmedi.

 

Temiz hava ve bol gıdaya doyduktan sonra bir kere de ilkbaharda gelmek üzere dönüş yoluna geçtik

GEZMELERİMİZ, MEKANLAR

KEY MUSEUM

Instagram’da bir arkadaşımın önerisiyle keşfettiğim bir müze oldu Key museum ve sadece Balca’yı değil bizi de baya etkiledi burası. 40 motosiklet ,130 otomobil ,2000 in üzerinde eşarp ,oyuncak arabalar ve araba maskotlarının olduğu gezmesi oldukça keyifli bir müze .1800 yıllardan günümüze kadar bir çok model  araba var .Balca’lar geçtiğimiz ay farklı kültürleri tanıyıp ,eski arabaları da öğrendiği için özellikle gitmek istemiştim bu müzeye fakat müzede Balca’yı eski kültür falan değil en çok pembe renkteki araba etkiledi.

Müzenin içinde 1950 yıllara ait bir benzin istasyonu  da var .Tabii burdaki arabaların çoğunun da bir hikayesi var .Eğer araba merakınız varsa ya da arabalara meraklı bir miniğiniz varsa özellikle tavsiye ederim burayı gezmenizi .Giriş 20 tl ,indirimli 10 tl,6 yaş altı ise ücretsiz.Pazartesi ve Salı hariç her gün açık ..

GEZMELERİMİZ

MAKET KÖY -TREN MÜZESİ

Kuşadası -Selçuk yolu üzerinde bulunan Avrupa’nın da en büyük tren müzesi olan Buharlı Lokomotif Müzesinden bir arkadaşım sayesinde haberimiz oldu ve bizde Kuşadasında iken deniz yerine bir günü müzeye ayırdık gerçi sıcaktan bayılınca ,doğru mu yaptık diye şüpheye düşsekte ,görmüş olduk. Öncelikle biz biraz hayal kırıklığı yaşadık.Çünkü Atatürk’ün  kullandığı vagon kapalı idi ,6 aydır bakım yapılması bekleniyormuş.Bir vagona bakım yapmak bu kadar uzun süreli ve zor olmamalı ki buraya yazın ziyaretçinin daha fazla olduğunu düşünürsek bu bakım bitmiş olmalıydı.Bunun dışında diğer trenlerde oldukça pis durumda idi.Zaten bir çoğu kapalıydı ama açık olanlarda artık örümcek ağı sarmış bir halde pek çıkıp ,gezilecek şekilde değildi.Bu kadar tren ,buraya ulaştırılmış bir müze yapılmışsa ,bakım da daha iyi olabilir ama yine de Balca’ya trenleri bu kadar yakından incelemek keyif verdi.Eğer gidecek olursanız çok sıcak bir günü seçmeyin çünkü pek gölge bir alan yok anca tren gölgesinde serinleyebiliyorsunuz.

Amacımız tren müzesi idi fakat dönüşte halamız bizi maket köye götürünce asıl buraya hayran kaldık. Maketlerle ,küçük odacıklar içinde köy hayatı öyle güzel anlatılmıştı ki.Bakır kalaylayan köylüden ,halı dokuyan ,ekmek yapan kadınlara ,tıraş olan adamlara ,eyer yapılan eşeklere kadar her ayrıntı düşünülmüştü.Balca’nın normalde görmediği ve belki de göremeyeceği bir çok şeyi inceleme şansı oldu.Daha önceden televizyondan izlediği için semazen gösterisinin canlandırıldığı bir odacık , pek hoşuna gitti Balca’nın ve maketler öyle başarılıydı ki gerçek hissini veriyordu.Bunu yapan ve düşünenleri tebrik ediyorum .Yolunuz burdan geçtiğinde mutlaka görmelisiniz diyorum…

GEZMELERİMİZ

VOLENDAM VE MARKEN

Volendam Hollanda merkeze yarım saatlik uzakta şirin bir kasaba.Buraya Amsterdam Central Station’dan 317 numaralı otobüse binip ,gidebiliyorsunuz .

Özellikle yol boyunca bolca inek görme şansınız oluyor 🙂 Yolculuk sırasında etrafı pür dikkat izleyen Balca kasaba içinde gezerken biraz yorgun düştü .Gerçi dükkan gezme kısmında pek keyif aldı.Zaten hediyelik eşya alınacak en doğru yerlerden biri burası.Fiyatlar oldukça uygun hem de çok çeşit var.Balık yemek isterseniz de burda bolca seçenek var . Balca dondurma yemeyi tercih etti ama 🙂
                                       

                                             
Evleri ise bir harika…Bakmaya doyamıyorsunuz..

Daha sonra ise vapurla Marken’e gittik. Burda da yine ahşap evler sizi karşılıyor.Daha sonra da tahta ayakkabı fabrikasına gittik ,fabrika denince ben baya büyük bir yer bekliyordum ama küçücük bir dükkan karşıladı bizi.Yerel kostümler ve tahta ayakkabılı kızlar Balca’nın ilgisini çekti.

Daha sonra yine bir nehir kenarında oturup ,saman yığınları arasında Balca’nın enerji atmasını bekleyip otobüsle Amsterdam’a döndük. Bu iki şirin kasaba da Amsterdam’a yolunuz düşerse görülmeli..

GEZMELERİMİZ

HOLLANDA ÇİÇEK PAZARI

Hollanda diyince ilk akla gelen şeylerden biri lale oluyor.Bizde lale soğanı almadan dönmeyelim diyip ,çiçek pazarına gittik. Rengarenk çiçeklerin içinde içiniz açılıyor ve görmediğiniz bir çok bitki ,tohum ve çiçeğe de rastlayabiliyorsunuz.Ayrıca hediyelik eşya almak için de burda güzel seçenekler var .Su üzerinde kurulmuş bu pazarda gezilecek yerler arasında olmalı ..

GEZMELERİMİZ

VAN GOGH MÜZESİ

Balca’ya elimden geldiğince dünyaca ünlü ressam ,bestecilerden bahsetmeye çalışıyorum hatta onlarla ilgili kitap ve cdler alıyorum.Hollanda’da Van Gogh müzesi bunun için çok iyi bir fırsat oldu.Müzeye girmeden önce Van Gogh’un ünlü bir ressam olduğundan ,resimlerinden bahsettim.Fakat Balca bu sefer müze de Van Gogh nerde diye tutturdu.Ben de yaşamadığını söyledim artık ölüm gerçeğini çok acımasız olmayacak şekilde anlatmaya çalışıyorum .

Bu arada müzenin önünde uzun bir kuyruk oluyor önceden bilet alırsanız ayrı bir kuyruğa giriyorsunuz biz otelden almıştık biletlerimizi ve sıra umduğumuzdan çabuk ilerledi 15 dakikalık bir bekleyişten sonra müzeye girebildik.0-4 yaş ücretsiz müze girişinde.Amsterdam kartı ve müze kartı olanlara da bedava.

Tabii gelelim müze gezimize…Dört yaşındaki bir çocuğun hele ki bu çocuk Balca ise koca müzeyi ve resimleri pür dikkat gezmesi beklenemezdi .Özellikle eserlere dokunma merakı beni zorladı ,ellemeden bakıyoruz demekten yoruldum.

Sadece eserleri değil Van Gogh’un kardeşine yazdığı mektupların olduğu bir bölümde vardı .Balca orada da ne yazıyor diye bir meraka büründü. Gerçekten resim sanatından çok iyi anlamasam da ,bu eserlerle insan büyüleniyor.Bu arada müze de fotoğraf çekmek yasak o yüzden pek fotomuz yok artık zihnimizde kalanlarla yetiniyoruz:)

g

GEZMELERİMİZ

VONDELPARK

Hollanda’nın parkları bir harikaydı aslında şöyle desem daha doğru insanların doğalarına sahip çıkma alışkanlıkları harikaydı.Çünkü bakınca İzmirde’de Hollanda kadar olmasa da yeşil alanlarımız var fakat biz hemen yeşillik görünce mangal yakmaya ,çiğdem çitlemeye başlıyoruz ve tabii o yeşilliğin ne oturulacak yeri kalıyor ne keyfi.İşte Hollanda’da insanlar parkı nasıl kullanacaklarını biliyorlar.Biraz güneş görseler bisikletlerine atlayıp ,bikinileriyle gayet rahat güneşleniyorlar ve kimse bakışlarla birbirini rahatsız etmiyor.Kitaplarını okuyup ,sohbet edip ,bir şeyler atıştırıyorlar ama kalkarken buldukları gibi bırakıyorlar etraflarını yani bir kez daha üzüldüm bizim güzelliklerimize sahip çıkmayışımıza.

Bisiklet kiralayıp gezecektik aslında ama Balca’ya uygun aparatlı bisiklet bulamadık yani genelde 12 kilo sınırı vardı çocuk aparatları için bizde yürüyüş yaptık ve ilk gördüğümüz gölet  yanına örtümüzü serip keyif yaptık.Sonra oyun alanına gittik.Bizde burda Balca kadar eğlendik özellikle sudaki taşlardan atlarken.O gün bizim evlilik yıldönümümüzdü ve biraz değişik kutlamış olduk 🙂

Salıncaklarda pek keyifliydi.Balca artık baktı Türkçe konuşan yok olduğu kadarıyla idare edip arkadaş buldu parkta da kendine .Çocuklar dil ,din ,ırk ayrımı yapmıyor ne güzel…

Aslında yazıdan çok parklarının güzelliklerini bu fotoğraflar anlatacaktır.Yani Hollanda’ya gittiyseniz bir gününüzü sadece parkta keyif için ayırın ve yeşilliğe doyun…

GEZMELERİMİZ

NEMO BİLİM MÜZESİ

Nemo bilim müzesi keşke Türkiyede’de olsa dediğim yerlerden biri oldu ama şunu söylemek isterim ki Balca için daha çok ordan oraya koşturmalı bir yer oldu yani tam olarak anlayamadı bir çok şeyi .Ortaokul çağındaki çocuklara daha da çok anlaşılır gelecek bir yer ama küçük çocuklar içinde ayrı bir keşif.
3 kattan oluşan Nemo bilim müzesinin birinci katı yer çekimi ,ses,ışık ve doğa kanunlarına ayrılmış.Burda Balca için en ilgi çekici alan dev balonların yapıldığı kısım oldu.Gerçi balonun içine girebilmek için düzeneği kaldırmaya gücü yetmedi ama.

                                                                      
Burda da elektriğin oluşumunu izleme şansı oldu .
                               
                                       
Burda ise mıknatısla kağıtları çekti ve kendi kaldırma kuvvetinin sınırlarını zorladı                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

2.katta ise itme -çekme kuvveti ,baraj yapımı ,temiz su üretimi ile ilgili alanlar vardı.Burda da en çok temiz su üretimi hoşuna gitti Balca’nın kovalara su doldur ,boşalt derken pek eğlendi.
Ayrıca devasa bir tangram bölümü vardı ve Balca orada da epey vakit geçirdi.Saatlerin çarklarının nasıl çalıştığını bakıp ,Rotterdamda ki Erasmus köprüsünün bir modelini inceledik.
                                      
3. kat ise Balca’nın en az ilgisini çeken kısım oldu.Burda daha çok ergenlik sorunları ,cinsellik ile ilgili bölümler vardı.Bir de laboratuvar vardı ama oraya Balca giremedi.Aslında kendisi de küçük bir ergen sayılır ama onun dertleri başka:)
Bilim müzesinin çatı katı da yüksek binaların olmadığı şehirde Hollanda manzarasını görebileceğiniz nadir yerlerden birisi ,ama bizim şansımıza o gün hava öylesine soğuktu ki sadece bir fotoğraf çekip indik.Burdan tam karşıdaki Denizcilik müzesini  görebiliyorsunuz.
                                           

Bu arada müzenin mimarisi de  dışarıdan oldukça dikkat çekiyor..

Peki Balca bu müzede en çok ne zaman eğlendi.Küçücük bir oyun alanı içinde el arabasıyla eşya taşıdığında.Demek ki Balca henüz bilim insanı değilmiş 🙂