Kategori

İÇİMDEN GELENLER

İÇİMDEN GELENLER

ANİMATÖR ANNE

Sanırım başlıktaki tanımı daha önce pek duymamışsınızdır.Ben sizi bu konuda aydınlatacağım.Animatör anne ben ve benim gibi tatile giderken bile bir bavul oyuncakla gidip ,bunları her alana taşıyıp,ortamdaki bütün çocukları bir araya toplayan kişilere deniyor. Ee hoş ne güzel ama bunu niye yazıyorum çünkü bu konuda çok dertliyim .Özellikle en son tatilimizde bütün anneler bara gidip lobi de çocuklarla kalan iki anneden biri ki diğer anne de benim arkadaşım 🙂 olunca bir şeyler yanlış diye düşündüm. İnsanlarımız insan kullanmayı çok iyi biliyor ya da çok seviyor sanırım.Bu güne kadar ben hiçbir zaman ohh çocuğum ne güzel oynuyor ben rahatıma bakayım diyemedim ya da başkasına güvenip kendi eğlenceme bakamadım ve iyi ki de bakmadım. Kısacası yazının özeti şu ki etrafınızda böyle bir anne varsa bırakın çocuğunuz da onların eğlencesine katılsın hatta siz de katılın ama şunu unutmayın orda ki kişi de bir anne ,ohh ne güzel o ilgileniyor diyip çekip gitmeyin… Yani animatör ruhum bile isyan ediyor bazen 🙂

İÇİMDEN GELENLER

BİR ANNE GİDERSE…..

Balca sayesinde hayatıma çok güzel insanlar dahil oldu.Bazen bir parkta başlayan sohbet dostluğa dönüştü bazen de bale derslerinin bitmesini beklerken paylaşılan anılar yeni bir bağ kurdu ,bazen de havuz başında kendi çocuğuna göz kulak olurken bir diğer annenin yardımı birbirimize bağladı bizi.

Gözde’m de bu arkadaşlardandı benim için .İki blok arayla oturduğumuz sitenin parkında çocuklar oynarken bizde birbirimize arkadaş olmuştuk.Sonra bu sıcak sohbetler sadece parkla sınırla kalmadı .doğum günleri ,birlikte içilen kahveler ,tiyatro önerileri derken dostluğumuz her gün güçlendi…Ta ki…. yine bir plan yapmak için onu arayıp eşinden geçirdiği trafik kazası sonucu onu kaybettiğimi öğrenene kadar .Bu gerçek olamazdı, daha 5 gün önce iyi yıllar diye yolladığı o sesli mesajı duruyordu telefonumda.O ses kulaklarımda çınlıyordu şimdi …Son yazışmamızda da yeni yılda daha çok sohbet olacak demiştik….Demiştik ama….. Çok zor oldu kabullenmek benim için böylesine genç ,hayat dolu bir arkadaşın gidişini ama daha da önemlisi böylesine harika bir, iki çocuk annesinin gidişini.Bilemiyoruz tabii ömrümüz ne kadar ,Gözde’de bilemiyordu o sabah iki güzel çocuğunu okula götürmek için evden çıktığında son yolculuğu olacağını..

Günlerdir kendi kendime konuşuyorum içimden .Balca’ya her sarıldığımda içim titriyor …Annesiz büyüyen bir çok çocuk var ya da annesi olduğu halde  bırakılıp giden de bir çok çocuk var…Var ama anne gidince çok şey gidiyor.Kim anne gibi gece uykusundan kalkıp üstü açıldı mı diye 10 kez kontrol eder, kim anne gibi parka giderken bile yedek kıyafet, suyu ,oyuncağı derken bir bavul hazırlar,kim yüzündeki küçücük bir tebessüm için dünyaları verir hepsinden önemlisi kim anne gibi öper ,koklar,sever…..Babaların sevgisi de paha biçilmez ,yerine konulmaz tabii ki ama bir bayan iç güdüsü,özeni ve 9 ay boyunca kurulmuş bağ anneliği bir kaç adım öne çıkarıyor benim gözümde…

Bu gidiş büyük üzüntüyle bir ,büyük dersler verdi bana .Ne kadar acele ile de çıksak evden ,sevdiklerimizi sarılıp öpmeye engel olmamalı hiç bir telaş ,koşuşturmalarımız içinde şükredeceğimiz çok şeye sahip olduğumuzu unutmamalıyız, sevdiklerimizle geçireceğimiz vakitleri değil acelesi olmayan işlerimizi ertelemeliyiz,sevgimizi belli etmekten çekinmemeliyiz… Bu arada tabi sevdiklerimizi de bize bağlı hale getirmemeliyiz en başta da çocuklarımızı.Artık Balca’nın  kendi işlerine  hiç karışmamaya çalışıyorum ,ben olmadığım anlarda da kendi işini kendi yapabilsin istiyorum ama tabii ki her gün dua ediyorum ben yardım etmesem de onun yanında olup her anını izleyebilmek için.. Ve her gün dua ediyorum Gözde’m için ,o güzel minikler için ,kalanlara sabır vermesi için ve herkese anne ,babasıyla,sevdikleriyle güzel bir ömür vermesi için…

İÇİMDEN GELENLER

BALCA OKULA BAŞLARSA

Balca artık 1 Eylül itibari ile okula başlıyor .Okul seçimimi ve nedenlerimi de ayrıca yazacağım .Bu yazı ise tamamen benim içimi dökmek için ,duygularımı yazmak istediğimi bir yazı olacak…

Genelde çocuklar okula başlamadan hep bir tedirginlik olur ya gitmek istemezse ,ya ağlarsa ,alışamazsa gibi.Bizim evde böyle bir tedirginlik yok çok şükür.Çünkü Balca bale ,oyun grubu derken okul kavramına ,benden ayrı kalmaya alıştı zaten yapı olarak da rahat olduğu için bu yönden içim rahat .Fakat ya ben:((( Ben hiç hazır değil misim kızımın okula başlamasına. Bu seneye kadar ben olmasam da anane kontrolünde bale ve jimnastiğe gitti zaten her saatte bir annemi arayıp an ve an rapor alıyordum ee tabii bir de emanet ettiğim kişi annem olunca çok rahattım.Okulumuza da güvenim sonsuz ama yine de farklı hisler var içimde .Belki kızımın bu kadar hızlı büyümüş olması içimi acıtıyor,belki artık okuldan eve gelip onsuz eve girecek olmak korkutuyor hatta geçen sene boş günümde müze ,park gezerken bu sene iki saat boş bile olsam Balcamsız ne yapacağımı bilememek beni tedirgin ediyor.Tabii yapacak çok şey var ama hepsinde aklıma Balca gelecek ..O da bunu severdi yerdi ,buraya onla da gelmiştik vs… Kısacası annelik o kadar hayatımın merkezinde ki sanki okulla bir kendi hayatımda da bir çok değişiklik yapmam gerekecek ..

Ben bu düşünceler içerisindeyken ,ülkemizde  öyle acılar yaşandı ki ,annelerin öyle canları yandı ki ben de sadece Allah böyle ayrılık versin ,kimseye evlat acısı vermesin demekten başka bir söz bulamıyorum ve güzel yarınlar olacağını ummaya çalışıyorum…

İÇİMDEN GELENLER

ANNELİK ELEŞTİRİLERİ

Bu yazıyı yazma nedenim son zamanlarda bloglarda,köşe yazılarında, bir çok sosyal medya paylaşımında annelik üzerine yazılanlar. Tüm annelere sorsanız hepsi annelik adına elinden gelenin en iyisini yaptığını söyler.Sanmıyorum ki biri de çıkıp ben daha iyisini yaparım ama evladım için uğraşamam desin.Peki herkesin böylesine hassas olduğu bir konu da nasıl bu kadar birbirimizi eleştirebiliyoruz.Birbirimizi diyorum çünkü bu yazıları yazanlarda anne. Hepimizin doğrusu ,yanlışı bir olamaz çünkü bizlerde farklı anneler tarafından yetiştirildik,farklı çevrelerde ,farklı kültürlerde büyüdük.Tabii hal böyle olunca anneliğimizde değişiyor.Kimimiz çok okuyan ,çok araştıran ,çok organik kimimiz daha rahat anneleriz.

Peki bu farklılıklar birbirimizi aşağılamamızı gerektiriyor mu.Bir köşe yazısında çocuğuna anneciğim diye seslenen bir anneyi varoşlukla suçluyordu bir anne .Bir diğer sosyal medya paylaşımında içinde gdo olan bir meyve püresinin resminin altına ,tembel anneler iki meyve kesip yedirmeyip bunları veriyorlar yazıyordu diğer bir anne.Yine bir blog yazısında kaydırağa tersten binmesine karışan anne helikopter anne diye nitelendiriliyordu ve yine başka bir yazıda çocuğuna pinyatalı ,palyaçolu parti yapan annelerin çocukları acaba eğlenmeyi bilmiyorlar mı diye anlatılıyordu. Hayati önem taşımadıktan sonra kişiden kişiye değişebilecek konularda ve doğrularda bu kadar konuşma hakkını kendimizde bulmamalıyız. Amacımız birbirinin aynısı çocuklar yetiştirmek değil öyleyse artık birbirimizin anneliğine saygı duymayı öğrenmeliyiz…

İÇİMDEN GELENLER

ÇOCUKLUK HATIRALARIN SİLİNİRSE…..

25 Ekim Cumartesi günü ananem aramızdan ayrıldı…Aslında 3 yıldır sadece yaşamaya çalışıyordu .Eminim şuan bir melek oldu ve belki de ruhu rahata erdi ,belki de dedeme kavuştu…İşte belkilerle biraz olsun acımızı dindiriyoruz..Ne kadar buna çalışsam da o yatakta yatıyor olmasını ,sadece gözleriyle de olsa bizle konuşmasını ve en önemlisi 6 yaşıma kadar beni büyütmüş ananeme çocukken yaptıklarımızı anlattığımda ,o haliyle bile birlikte gözlerimizin dolmasını şimdiden özlüyorum…Sanki ananemle birlikte çocukluk anılarım silindi çünkü çocukluğumu düşündüğümde annemden çok ananem geliyor hatıralarıma ve nasıl güzel hatıralardır ki bir kere bile bana bağırdığı ,sesinin yükseldiği anlar yok ..

Balca’da ananemi çok seviyordu yatalak ve kötü durumda olan ananemden bir kere bile korkmadı ,onu öptü ,saçlarını okşadı ,,Böyle olunca tabii ona da büyük ananenin hasta olduğu için hastaneye götürüldüğünü söyledik.Çünkü beni ağlarken gördü ve tabii dua okunduğu yedi gün boyunca o da benle geldi ananeme.Duaları ise iyileşmesi için okuyorduk ananemin ama sanırım böyle diyerek sadece kendimi kandırmıştım çünkü kendi kendine telefonla konuşan Balca ,arkadaşına büyük ananenin öldüğünü anlatıyordu 🙁 Ben de annem büyük anane hasta niye öyle dedin diyince hemen düzeltti hasta diye, belki hissetmişti gerçeği ama yine de ikimizde konuşmadık şuana kadar bu konuyu..

Allah hepimize sevdiklerimizle birlikte ,sağlıkla yaşlanmayı nasip etsin.Sağlıksız bir hayat çok acı veriyor yaşayana ve etrafındakilere de ama nedense ölüm yine de kolay kabullenilemiyor …Nurlar içinde yat ananem ve sen Balcam bir gün bu yazıları okurken bil ki çok küçük de olsan sen de tanıdın benim melek ananemi ….

FİLM, İÇİMDEN GELENLER

HER ÇOCUK ÖZELDİR

Gecenin bu vakti beni bilgisayar başına geçiren bir film oldu bu sefer.ne zamandır izlemek istediğim ama malum annelik koşuşturmacasında öyle 3 saat kesintisiz bir film izleme lüksünü yakalamam 3,5 seneyi bulduğu için  anca bu akşam seyredebildim bu harika filmi.(bazı yerlerde filmin adı Yerdeki Yıldızlar diye de geçiyor).

Önce bir öğretmen olarak ve sonra da bir ebeveyn olarak çok etkilendim.Film ,(izlemeyenler için )  disleksi hastası olan bir çocuğun bu sorunu fark edilmediğinden öğretmenleri ve ailesi tarafından devamlı suçlanıp ,aşağılanmasını konu alıyor.Ailesi, çocuğu başarısız olduğu için yatılı okula veriyor fakat çocuk onlardan ayrılmak istemediği için ve okulda da yine öğretmenlerin şikayetlerinden bunaldığından içine kapanıp,hayata küsüyor.Ta ki okula yeni gelen ve çocukluğunda aynı rahatsızlığı geçiren resim öğretmeni onu anlayıp ,tekrar onu kazanana kadar ..Sonrasında ise çocuğun yeteneğini herkes keşfediyor…

Filmi izlerken hem öğretmenliğimi hem anneliğimi sorguladım açıkçası. Kısıtlı ders saatlerinde bende ödev kontrolü yapıp ,yapmadığı için öğrencilerime eksi veriyorum ya da dışarıyı seyreden bir öğrenciyi derse çekmek için sesimi yükseltebiliyorum.Eğitim şeklimiz bizi ve çocukları da bir yarışa sokup ,teog gibi bir sınavdan sonra ders ders başarılarımız incelendiği için ve devlet okullarının en şanssız derslerinden biri ingilizce olduğu için maalesef bu yarışa dahil olmak zorunda
bırakılıyoruz.Tabii bu yarış içinde onların hayatlarını fark etmeyebiliyoruz.Gerçi elimden geldiğince duygusal anlamda da öğrencilerime yakın duran bir öğretmenim ama tek yakınlık göstermekle olmuyor.Hepsine aynı şekilde eğitim verip ,aynı başarıları bekliyoruz ya da beklemesek bile farklı yöntemler deneyemiyoruz. Velilere gelince seçmeli derslerde hep matematik ve ingilizce de yığılma oluyor ama hiç biri demiyor ki çocuğumun kafası rahatlasın ,hayal gücü genişlesin,keyif alsın ,müzik ,drama,resim seçsin.Hep başarılarıyla onlara değer veriyoruz .. Çocuğum matematikte iyi değil ama belki çok iyi bir futbolcu ,ressam ,tiyatro oyuncusu olacak ,sevdiği işi yapacak diyemiyoruz.Daha ilk günden tanışmak için çağırdığım toplantıda velilere ,çocuklarınızdan çok memnunum hepsi çok saygılı ,öğrenmeye çok istekli dedim ama çıkışta her veli hocam dersi nasıl diye tekrar sordu bir not değerlendirmesi bekleyerek.Biri de demedi ki ne güzel istekli ,elinden geleni yapıyor bu yeter diye..

Gelelim bir anne olarak bana .Tabii ki şuan bir not ,başarı beklentim yok ama içten içe korkuyorum başarısız olursa da aynı şekilde onu destekler miyim ya da ona belli etmesemde bu duruma sinir olur muyum?Ben de bu yarışa çocuğumu ve kendimi dahil eder miyim? Umarım bunu yapmam ,yıllar sonra bu yazıyı okuduğumda pişmanlıklar yaşamam…

Filmin bir sahnesinde çocuğun babası ,öğretmenine bakın biz disleksi hastalığını araştırdık internetten yani ilgisiz anne-baba değiliz diyor.Öğretmen ise ilgi sevmek ,düştüğünde bile onu tutacağınızı ona hissettirmek ,kucaklamak ,doyasıya öpmek diyordu .Ve yine beni en etkileyen kısımlardan biri ,filmdeki şarkı da geçen şu sözler oldu: ”Babam beni salıncakta çok yükseklere doğru sallarken ,korkmuyorum nasıl olsa annem beni tutar biliyorum” diyordu.. Bu filmi izlediğimiz sırada Balca ağlayarak anne diyerek uyandı bir rüya görmüş ve korkmuştu.Hemen bana sarılıp ,tekrar uyudu .İşte o an göz yaşlarım akmaya başladı.Çocuklarımıza sevgi ve güven verebileceğimiz en büyük şey.Bizim ilgimize o kadar muhtaçlar ki..

Her çocuğun özel olduğunu görüp,hissedip onları sadece kendileri olduğu için sevebilmemiz dileğiyle….

                                             

İÇİMDEN GELENLER

KATKISIZ SEVGİ

Günümüzde anne olmak gerçekten çok daha zor ..Yemekten ,aktiviteye,sosyallikten ,okula kadar her şey çok daha zor.Örneğin ben annem çalıştığı için ananemlerde büyümüşüm ve annem ana sınıfı öğretmeni olmasına rağmen hiç ana okuluna gitmeyip direk ilk okula başlamışım bana sorarsanız keşke gitseymişim diyorum ama demek ki zamanında böyle bir zorunluluk hissi yokmuş ki annem o şartlarda bile beni okula vermemiş.Bize gelince şuan Balca 3 yaşında yani aslında artık yeni yeni bebek değil diyebileceğimiz bir yaşta ama kim görse aa bu senede okula gitmiyor mu diyor ve ben hemen baleye başladı ,hareket dersine gidiyor ,bir de spor salonun kreşinde vakit geçiriyor diye açıklamaları sıralıyorum fakat yetmiyor eve gelip ay vermeyip kötü mü ettim diye düşünüp duruyorum..

Gelelim yemek konusuna.O zaten bir facia .Onda katkı var ,bu organik değil derken hepimiz mandıra açacak ,tavuk çiftliği kuracak,köye yerleşecek noktaya geldik.Ya bizim annelerimiz sütü kapıya gelen sütçüden alıp,hiç sorgulamadan ne isterlerse pişirirlermiş ,pazardan alınan yeterince taze ve doğalmış.Ya da bizi alışveriş merkezine ,büyük markete götürüpte aman çocuk abur cuburları görmesin bilmesin diye bir düşünceleri olmuş mu.Sırf inek sütü ne vereceğimi bilemediğimden 3 yaşına kadar emzirmiş bir anneyim ben …

Sosyallik konusu ise ayrı bir içler acısı durum…Ben puzzlem elimde annemle bir gezmeye gidip ,sessizce bir köşede oturduğumu hatırlarım ama biz şimdi gideceğimiz arkadaşlarımızı bile çocuklu aile olsun diye seçiyoruz ki çocuğumuz sosyalleşsin ,sıkılmasın.Çocukluğuma dair çok fazla park anım yok daha çok ananemin bahçesinde ip atladığımz günler var.Ya ben , Balca’yı bir kaç gün parka götürmesem huzursuz oluyorum ya da çocuğum paylaşmayı bilmiyor nasıl öğrenecek diye tasalara düşüyorum .Oysa bizlerin anneleri hiç düşünmüş mü?Ya da en basiti biz ne sendromsuz bir nesilmiş ….

Ve aktivite..Anneme geçen gün  “Anne ,ana sınıfı öğretmeniydin ama hiç bana aktivite yaptırmadın neden” diye sordum o da  “Seni sıkmak istemedim ,okulda sonra ne yapacaktın” dedi..Peki ben ;her güne bir aktivite hazırlamazsam o meşhur kaliteli zamanı geçirmedik mi diye endişeye düşüyorum…

Yani liste böyle uzayıp gidiyor…Baktım ki işin içinden çıkamıyorum onu sorgula bunu sorgula mükemmel annelik diye bir şey yok , daha çok kendimi huzursuz ediyorum.Her şeyin en iyisi diye bir şey yok .Fakat kendimi rahatlatmayı başardım çünkü artık hiç şüphem yok ki ben sevgimi fazlasıyla en KATKISIZ haliyle veriyorum kızıma .Ben sevgi dolu bir çocuk ,seven bir çocuk yetiştirmeye çalışıyorum ,artık kararlıyım diğer konulara özen göstermeye devam etsem de kafamı boş yere yormayacağım sevgim sonsuz ,katkısız olduğu sürece biliyorum her şey güzel olacak…

                                                         

İÇİMDEN GELENLER, ÖNEMLİ GÜNLER

NERDE ESKİ BAYRAMLAR DERSEM…

Benim için çok erken aslında bu lafı söylemek için ama gerçekten dedemin vefatıyla bir bende eski bayramları özler oldum .Çünkü bir o kalmıştı bayramı bayram gibi bize yaşatan ,bayram günü el öpmeye gitmezsek üzüleceğini ,tatlısını alıp,bayramlıklarını giyip bizi bekleyeceğini bildiğimiz…Ananem ise son beş senedir konuşamıyor özellikle dedemin vefatından sonra yatağından bile kalkamıyor yani bir deri bir kemik durumunda .Ananem ve dedem beni büyütmüşler annem çalıştığı için ,çok ayrı bir yerleri var bende ama ne fayda 🙁 Konuşamasa da hala gözlerinden bile ona gittiğimizde sevincini anladığım ananeme yeterince vakit ayıramıyorum, aslında onu öyle görmeye de dayanamıyorum 🙁 Fakat Balca’ya da bu sevgimi hissettirebilmiş olsam gerek dedemin o doğduğunda(Balca altı aylıkken vefat etti) ona aldığı nazarlığı her gördüğünde bana bunu büyük dede almıştı diyor .Büyük ananeyi ise çok seviyor..Ananem şuan öyle kötü durumda ki başka bir çocuk olsa ürkebilir onun görüntüsünden ama Balca ellerini öpüp ,saçını okşuyor.Umarım hep böyle vefalı ,insan seven ,yaşlılara da değer veren bir çocuk olur.

Bu bayramda tatil öncesi ananeme gittik Balca’yla ziyarete.Zaten bizden önce bütün aile büyükleri tatile gittiğinden bir ananem kalmıştı ziyaret edeceğimiz:) Yani büyüklerde yeniliklere hızla ayak uyduruyor.Şaka bir yana bu sene yazın sıcağına denk gelince bayram İzmir^de in cin top oynuyordu  ama İzmir^den gitmeden önce ,bayram olduğunu bilmese bile aynen dedemin istediği gibi Balca’ya bayramlıklarını giydirip ,götürdüm ananemin  elini öpmeye .Sağ olsun kızımda yine bütün sevecenliğiyle sarıldı büyük annesinin ellerine ,o da hissediyor annesinde ne emeği olduğunu şimdi küçücük kalmış bu bedenin.İşte böyle biraz buruk olsa da bayramlaşma hep duam Allah’a sağlıkla kutlayacağımız ,sevdiklerimizle olacağımız nice bayramlara. 
Bu da bayram şekerim 🙂
İÇİMDEN GELENLER

3 BİTERKEN…..

Yine yeni bir yaş bekliyor bizi ,yine yeni heyecanlar ,yine bizim mutluluğumuz olan ilklerin ve umarım yine çok güzel günler…Bu ara seninle birlikte dönüp dönüp bebeklik videolarını izliyoruz sen o bebeğin sen olduğuna ben de o bebeğin şimdi bir kız çocuğu olduğuna şaşırarak izliyoruz..Nasıl geçti gerçekten anlamadım ,o bebek kokun hala burnumda sanki o emekleyen ,o konuşamayan  minik sen değilsin..

Yine senle dolu bir yıl oldu bana 2 den 3’e geçtiğin günler…Tek bir günümü bile sensiz geçirmeden ,her yere hep beraber gittiğimiz bir yıl oldu.Ve umarım yeni yaşında da hep ailecek ve tüm sevdiklerimizle birlikte oluruz.

3 ‘ü bitirmene iki gün kala bir o yana bir bu yana koşuyoruz senle doğum günü hazırlıkların için bilmiyorum ilerde aman anne ne yormuşsun beni ne gerek varmış der misin ama seviyorum ben kutlamaları şimdilik sen de seviyor gibisin her sabah bugün mü doğum günüm diye kalkıyorsun.Tabii bir başka konuda doğum günü bir miat olacak bizim için o gece ile birlikte emzirmeyi de bırakıyorum yani sen memeye veda ediyorsun Aslında çok kabullenmiş gibiydin ama son iki gündür memeyi çok özliycem diye ağlıyorsun .Zaten bende özliycem diye o seninle başa başa olan dakikalarımızı 3 yaşa kadar geldik ama napalım tek bağ o değil aramızda ikimizde bunu kabullenmeliyiz.Yani yeniliklerin olacağı bir yaş ve yıl var önünde….

3’ün son günlerinde biraz da asisin aslında .Bana bağırabiliyor ve bazen öyle cevaplar verebiliyorsun ki seninle baya kavga edesim geliyor 🙂 Deli böceğim diyorum hatta sana şu son zamanlarda 🙂

İşte böyle bal kızım ,deli böceğim ,her şeyim ,her şeyimiz.Biz seni çook seviyoruz ..Üç yıllık arkadaşlık dostluk bile sayılmaz ,üç yıllık araba eskimiş bile olmaz ama evlat eline aldığın andan itibaren sanki ondan öncesini yaşanmamış yapar .Bizimle 3 yılın bizi aile yaptı ,iyi ki doğdun canım kızım .Birlikte yaşlanacağımız nice yıllara .Seni çok seviyoruz……

İÇİMDEN GELENLER

HAVUZ BAŞI AİLE TİPLERİ

Bu sıralar en çok sosyalleşme alanımız havuz başı olunca aynı parklarda olduğu gibi burada da anne babaları inceleme şansım oldu.Aslında öyle bir niyetim yoktu ama incelemek zorunda kaldım.Çünkü hepsine farklı tavır almak gerekiyor:) Peki tamamen benim gözlemim olan bu havuz başı aile tipleri neler ve siz hangisine dahilsiniz:)

1.Aile tipi: Asosyal havuz başı aile: Bu grup aslında fırsatı olsa havuzlu bir eve çıkıp çocuğunu da evinin havuzunda yüzdürmek isteyen ama maalesef imkanlar el vermediği için havuza gelmek durumunda kalıp yine de izole olmaya çalışarak ,havuz başında çekirdek aile olarak takılan tipler.İşte maalesef benimde çok fazla muhatap olmak zorunda kaldığım aileler.Neden derseniz nerde bebek görse yanına giden sevgili kızım sayesinde bu ailelerden Balca’yı uzaklaştırmakta bana kalıyor çünkü onlar aslında bakışlarla arada laflarla anlatmaya çalışsalar da benim sevgi pıtırcığı inatla onlarla takılıyor .Bende hızla olay yerine yaklaşıp ilgisini başka yöne çekmeye çalışıyorum yok baktım olmuyor kızım sana söylüyorum gelinim sen anla şeklinde Balca’ya sesli konuşup kendilerine laf sokuyorum.Temennim en yakın zamanda bu ailelerin havuzlu ev alabilmesi, çok zorlanıyorlar :)Hayır bir de inadına en jan janlı oyuncakları da onlar getiriyorlar .Hem kimse yanaşmasın hem gözler senin üstünde olsun ,olmaz ki birazda dengesizler…

2.Aile tipi: Attım havuza yattım şezlonga aile tipi: Bu aileler yazık belli ki bir rahatlamaya ,dinlenmeye gelmiş .Çocuk da havuzda eğlensin .Boğulsa da sorun değil can kurtaran var ,başka çocukla kavga mı ediyor ee öyle öğrenecek hayat mücadelesini ,çocuk ona mı sesleniyor hiç tanımıyor gibi yap yatmaya devam et taktik bu 😉 Tabii ben bu ailelerle değil daha çok çocuklarıyla muhatap oluyorum ama bir sıkıntım yok alıştım idare etmeyi,onlar da yazık dinlensin;) Bu arada bence bizim babamızda bu grupta ama o gözüyle idare ettiğini söylüyor farkı var yani:)

3.Aile tipi:Çocuk havuzunda keyif yapan aile : Bu kişiler aile mi onuda bilmiyorum ama çocuğum yokken beni hiç bir gücün çocuk havuzuna sokamayacağından aile olduklarını düşünüyorum ama hareketlerine bakılırsa çocuk havuzunu aşırı sıcaklığından yararlanıp,jakuzi olarak kullanıyorlar.Uzunca bir süre havuzda yatıp uzaktan bir kaç çocuğu sevip ki bu da ayıp olmasın diye yapılıyor sonra evlerine gidiyorlar.Bu grupla hiç muhatap değilim ,keyiflerini bozmamak adına:)

4.Aile tipi: Sosyal -animatör ruhlu aile: Bu grup işte bütün havuzun yükünü çeken aileler.Çocukları sosyalleşsin diye ellerinde oyuncak dur sırayla oynayın ,al sende şimdi bunla oyna diye komutlarla ara bulmaya çalışan ,yeri geldiğinde hepsini sırtına alıp taşıyan ve bir avuç suda boğulma tehlikesi atlatan , yanına getirdiği bilumum yiyeceği çocuklara eşit olarak dağıtan fedakar aile.Sanırım ben  de bu grupta sayılırım aslında özgür bırakıp çok müdahil olmamaya çalışsam da nasıl olduğunu bilmeden havuzda kendimi trencilik oynarken buluyorum 🙂 Tek artı yanı baya bronzlaştım bu sayede:)