Kategori

İÇİMDEN GELENLER

İÇİMDEN GELENLER

SOMA

Sadece kızıma anı olsun diye yazmaya başladığım bu blog bir süre sonra bana da terapi gibi olmaya başladı kafamı dağıtmak ya da sevincimi paylaşmak için de yazar oldum .Fakat son bir haftadır hiç bir şey terapi gibi gelmedi bana.Çok da yakınlarımızda, Soma ‘da yaşananlar benimde hayattan zevk almamı durdurdu ,vicdanı olan birçok insan gibi…Bazen yaşanan kötü olaylara şükredip ,bir yandan da haline şükredebiliyor insan ya da daha kötüsü olabilirdi diyebiliyor .Ama bu sefer….. Daha kötüsünü düşünmeye zaten gücüm yetmiyor ve neye üzüleceğimi bilemiyorum ..Ekmek parası uğruna orada ölen onca insana mı ,babasız kalan çocuklara mı,güvenemediğim ülke yönetenlerine mi ,o insanların ölülerine kavuşmayı bile bir şans saymasına mı ,adaletsizliklere mi……Daha sayamadığım bir çok şeye…..Peki yazdıklarım neyi değiştirecek.Bilmiyorum ama en azından bunları unutanlardan olmayacağım .Her ne kadar hayatımıza aynen devam ediyor gibi görünsekte artık her gece dua ettiğim bir çok can var ve her çocuğuma baktığımda içimi titreten bir çok şey var…Umarım bunları yaşatanlar ,neden olanlar cezasını bulur da biraz olsun içimiz rahatlar ama en acısı da bu ya, hiç umudum yok ..

İÇİMDEN GELENLER

HERKES DOKTOR OLAMAZ

Balca geçen hafta öğlen uykusundan kalkınca ananesine böyle yatıyorum kulağım haşır ediyor,böyle yatıyorum kulağım hışır ediyor diye bir açıklamada bulunmuş.Böyle olunca bende bebekken orta kulak iltihabı geçirdiğimiz için korkup,yakınımızdaki Ekol kulak ,burun ,boğaz hastanesine götürdüm ne de olsa işin ehlidir dedim!!!Zaten sağ olsun okumuş ama eşekliği baki kalmış bir doktor bize iki saniye içinde orta kulak iltihabı teşhisini koydu…Antibiyotiği yazıp,yolladı..Fakat daha önce geçirdiğinde Balca ateşlenmiş ve çok ağrısı olmuştu .Saat geç olduğundan ve trafikten ötürü kendi çocuk doktorumuza gidemeyip, bu doktora da güvenemediğimden Kent hastanesinin aciline götürdüm bir de Balca’yı.Orda ki pratisyen hekim çok ciddi bir şey değil gibi ,hafif kızarıklık var ama antibiyotiğe hemen başlamayın dedi.Düşünün diğeri kulak konusunda uzman doktor bir diğeri isen acil doktoru…Neyse ben antibiyotik vermeden hemen ertesi gün kendi doktorumuzu götürdüm ve sonuç diş çıkarmadan ötürü,bir sıvı birikmesi ama kesinlikle ORTA KULAK İLTİHABI değil yani antibiyotiğe hiç gerek yok.Şimdi ne dersiniz….Tama evet her meslekte işini doğru yapmayan ya da gerekli emeği göstermeyen insanlar var ama söz konusu bir çocuk ve insan canı olunca böyle yanlışlıklara çoook sinir oluyorum.Bizi başından atarcasına ,ilaç yazıp yollayan doktora da saygılarımı iletiyorum ve gerekli yerlerede iletmeye devam edeceğim.Fakat herkes özel doktora götürme lüksüne sahip değil emin onu koyduğu teşhisler sonucu boş yere antibiyotik alan bir çok hastası olmuştur..Umarım bu tip doktorlar azalır ve umarım insan canına önem vermeyi bilen,insana insan gibi davranan doktorlar çoğalır….

İÇİMDEN GELENLER

HOŞÇAKAL 2013

2013 artık gidiyorsun ..Ben seni sevdim yani şöyle diyebilirim ki en azından sevdiklerim yanımdaydı ve sağlığımız yerindeydi.Artık yaşlandığımdan olsa gerek eskiden dileklerim arasında sağlık 2 veya 3. sıradayken artık ilk sırada hatta her şey bir yana sağlık bir yana..2014 umarım sende bize sağlık getirirsin ve ailecek azalmadan kalabalıklaşarak geçireceğimiz güzel günler yaşatırsın..

Balcam tarafından 2014 e bakarsak 2,5 yaşında bir çocuk olarak karşılamakta yeni yılı.Mutlu,güleryüzlü,arada trip yapan ,insanları seven,devamlı beni taklit eden ,giyinmeyi,süslenmeyi ve maalesef topuklu ayakkabıları çok seven,anne sütünden hala vazgeçemeyen,ettiği laflarla bizi şaşırtan,bir kız çocuğu olarak hayatımıza renk kattın yine bu yıl..Umarım daha nice renkli yıllarımız olsun güzel kızım ve umarım bu yıl herkese ,ülkemize güzellikler getirsin……MUTLU SAĞLIKLI YILLAR……

İÇİMDEN GELENLER

ASANSÖR VE YÜRÜYEN MERDİVEN

Şimdi bu başlık ne derseniz hafta sonu beni sinir eden iki konu başlığı.Bizim ülkemizde alışveriş merkezi ya da çok katlı mağazalarda hem yürüyen merdiven hem de asansör olmasına karşılık herkes asansöre binme yarışına giriyor.Çocuğum olana kadar bu tip yerlerdeki asansörler dikkatimi dahi çekmemişti.Ama bizim insanlarımız baya araştırmacı çıktı bu konuda.Ben bebek arabası ile yürüyen merdivenlere binmekten hem korkuyorum hem de tehlikeli buluyorum ki yaşanan kötü örneklerde oldukça fazla.Bu durumda asansörü tercih ediyorum ama benle bir bütün mağaza bu tercihi yapmış oluyor nedense.Gerçekten yaşlı,engelli ve çocuklu insanları düşünmeksizin zaten yine yorulmadan merdivenle çıkacağınız yere neden inatla asansörle çıkıyorsunuz diye bir gün birine patlayacağım bari patlamadan içimi dökeyim istedim.Belki şans eseri biri okurda bir kişi dahi olsa azalır…Hayır bir de ikinci bir tür insan grubu var ki çocuk arabasıyla asansöre binip onları sıkıştırmışsınız muamelesi yapıp tribe girenler..Onları zaten Allah’a havale ediyorum..Bunları yazmama en son neden olan olay asansöre binebilmek için yarım saat beklemem oldu ve asansör her durduğunda içindekilerle bakıştık biri de demedi buyrun ben ineyim şu yürüyen merdivene biner biraz enerji harcarım ama olsun siz gelin diye.Sadece her kapı açıldığında Balca’ya agucuk gugucuk yaptılar bilseler içimden geçenleri….

İÇİMDEN GELENLER

BİR ÇOCUĞU GÜLDÜREBİLMEK

Bu yazıyı yazma nedenim Balca’nın canım Işık halamdan hediye gelen çanta ile uyumasıdır;) Halam sağ olsun Balca yarın okula başlasa hiç bir eksiği olmayacak şekilde çanta ve kırtasiye malzemelerini yollamış..Madden ama daha da önemlisi manen sevgileriyle bizi mutlu eden kocaman aileme bir kez daha teşekkürler.Gelelim bu durumun bana hissettirdiklerine:( Daha geçen hafta kendisine çanta almış olmama rağmen bu okul çantasıyla sanki okula gidecek gibi mutlu olan kızım,aynı eski zamanlarda bayramlıklarıyla uyuyan çocuklar gibi çantasıyla uyuyunca ,bu kadar kolay mutlu olabiliyorken böyle sevinçleri yaşayamayan çocukları bir kez daha düşündürttü bana.Öğretmen olduğumdan ve şartların çok da iyi olmadığı bir okulda çalıştığımdan maddi imkansızlıkların,yırtık ayakkabılarla.montsuz okula gelmenin ,defteri,kalemi olmadan ders yılına başlamanın ne demek olduğunu daha da iyi bildiğimden bu sevinç bir buruklukta yaşattı bende:(Çoğu zaman bu zor şartlardan kurtulmak için ders çalışıp okumalarını söylediğim öğrencilerimin birçoğunun hiç bu sevinci yaşayamamış olması aklıma gelince bazen onlardan ne çok şey beklediğimi hissettim.Peki bunları niye yazıyorum.Ben öğretmen olmasam belki bu şartları böylesine bilmeyecektim .Eminim bazen sizlerde küçülen eşyalarınızı vermek istediğiniz de kime versem diye araştırıp duruyorsunuz.İşte sizden ricam biraz daha şehir merkezinde olmayan bir okula gitme fırsatınız olursa ,orada mutlaka yüzünü güldüreceğiniz çocuklarda olacaktır.Tam bayramda yaklaşıyorken hepinizin mutlaka bütçenize göre yapacağınız yardımlar olacaktır ama bence o yardımlar arasında önceliğiniz bir çocuğu güldürmek olsun çünkü en çok onlar gülmeyi hak ediyor ve maalesef başkalarının hataları yüzünden en çok onlar hak ettiği gibi yaşayamıyor:( (eğer isterseniz bende okulumdaki ihtiyaçlı öğrencilere ulaşmanıza yardımcı olurum)

HER ŞEY BU GÜLÜMSEME İÇİN 🙂

İÇİMDEN GELENLER

ANNELİK VİCDAN AZABIYMIŞ

Başlıktaki sözleri okuyunca anneliğin tarifi için fazla sert bir tanım gibi gelebilir size.Sezen Aksu ya ait bu sözü ik duyduğumda çok anlam veremedim ama sonra ne kadar doğru olduğunu fark ettim.Çünkü kızımı kucağıma aldığım andan bu yana geçen 22 aylık zaman diliminde ne kadar çok vicdanımla savaş verdiğimi fark ettim.

Balca bir öğün yemeğini yemediğinde sanki onu yıllardır aç bırakmış gibi vicdan azabı çektim ki ne zamandır kendimin günde 3 öğün yiyebildiğini hatırlamıyorum..

Balca öğlen uykusunu uyumazsa sanki günlerdir uykusuzluk çekiyormuş gibi vicdan azabı çektim ki ben kızım doğduğundan beri günde 5 saat uykuyla yetinmeyi öğrendim..

Ne zaman yemek ya da ev işi yapmam gerekse ve Balca kendi başına oynasa yine vicdanım devredeydi acaba ona yeterince vakit ayırmadım mı diye..

Bir-iki saat arkadaşlarımla dışarı çıksam vicdanımda benimle geliyordu huzurumu kaçırmak için acaba kızım bensiz mutlu mudur diye…

Ola ki biraz sesim yükselse yaptığı yanlış bir harekete vicdanım benden daha çok bağırıyordu içimden ne kadar kötü bir annesin diye.

Birazcık burnu aksa vicdanım sorgudaydı bu çocuğa bakamıyor musun diye….

İşe gittiğimde ve o anneannesiyle çok mutlu olduğun da bile vicdanım seni özlüyordur diye kafamı karıştırıyordu.

Baktım ki bu böyle olmayacak bıraktım vicdanımla kavgayı…Her anne gibi iyisiyle-kötüsüyle elimden gelenin en iyisini yaptığımı kabul ettim .Evet hatalarımda olacak çünkü en zor işmiş evlat büyütmek ama biliyorum ki sevgim her şeyin üstesinden gelecek.Çünkü denildiği gibi annelik her geçen gün daha artan bir aşkmış..

Allah hiçbir anneyi evladından ve evladı da annesinden ayırmasın…

İÇİMDEN GELENLER

HOŞÇAKAL 2012

 

Bir yıl biterken hep hüzünlenmişimdir ben  bir dönem bitmiş,yaşananlar anı olarak yerini almıştır artık.. Acısıyla,tatlısıyla, zaman anlamadan hızla geçmiştir yine..Özellikle Balca doğduktan sonra zamanın nasıl hızla geçtiğini daha iyi anlar oldum ve daha da duygusallaştım.Geçen sene kucağımda yeni yılı karşıladığım meleğim artık elimden tutarak kendi ayakları üstünde yeni yıla merhaba diyecek,sadece agu diyorken anne deyip bana sarılarak yeni yıla girecek,tek besini süt iken artık masamızdakilerden tırtıklayarak yeni yıla girecek,dişsiz bir kuzu iken 10 dişi ile yeni yıla merhaba diyecek…Yani kısacası yavaş yavaş bebeklikten çocukluğa geçmeye başlamış bir birey olarak yeni yılı karşılayacak Balca’mız..

Peki ya ben ..Daha fazla tecrübe kazanmış ve her geçen gün daha da sevgiyle dolmuş bir anne olarak yeni yılı karşılıyorum.Ve 2013 senden kimseye evlat acısı göstermemeni ,sevdiklerinden ,ailesinden ayırmamanı ,sağlık,huzur ,mutluluk ve bereketli kazançlar getirmeni istiyorum…Herkese BALDAN tatlı,güzel yıllar..
                                  

İÇİMDEN GELENLER

HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI

Erkeklerin askerlik anılarıyla bayanların doğum anılarını eş değer tutabiliriz sanırım:)Çünkü bu konular üzerine konuşmayı her iki tarafta çok seviyor gerçi hoş erkekler doğum anılarını bayanlarda askerlik anılarını dinlemekten nefret ediyor genelde.Bu girişten ve başlıktan da anlaşılacağı üzere bende Balca’mın doğum anını ve gerçekten benim için dönüm noktası olan bu günü anlatmak istiyorum.Balca’ya anı olacaksa bu blog onunda en büyük zevkle okuyacağı yazı bu olur herhalde ve tabii olurda hamile birileri okursa moral olur umarım.Çünkü gerçekten benim hala bile düşündüğümde yüzümü gülümseten bir doğumum oldu. (hamileliğim süresince bana özellikle kötü anılarını anlatanlara da sinir olmuşluğum var..)
Daha ilk günlerden normal doğum istiyordum ve biran için bile içimde bir korku olmamıştı.Zaten bence annenin kendini hangi doğuma daha yakın hissetmesi ile ilgili sezeryan ve normal doğum seçimi tabii istisnalar hariç.Her şey normal doğum şartları için uygun gidiyordu ben çok kilo almamıştım ve bebeğimde çok kilolu değildi.Kordonda bir dolanma falan da yoktu.Fakat 37.haftaya geldiğimizde plasenta kireçlenmesi olduğunu söyledi doktorum ve belki de sezeryan yapmamız gerekecek dedi.Hamilelik süresince en çok üzüldüğüm anlardan biri oldu .Hemen eve gelip meşhur internet araştırmalarıma başladım çünkü ilk kez duymuştum plasenta kireçlenmesini.Fakat bunun her hamilede olduğunu plasentanın zamanla eskidiğini bazılarında daha fazla olursa son haftalarda bebeğin beslenmesine engel olabileceğini öğrendim.Bir daha ki kontrolüme kadar heyecanla bekledim.Doktorum çok kötü olmadığını suyun olduğunu ve hala plasentanın kullanıldığını söyleyince bir ohh çektim .Bu biraz daha bekleyebileceğimizi gösteriyordu ,hala normal doğum şansım vardı.Bu arada ben 39 . haftadan itibaren hurma yemeye hız verdim.Bende gerçekten işe yaradı.Özellikle doğuma gittiğim gün tesadüften mi bilmiyorum baya bir hurma yemiştim..Genel olarak inatçı bir yapım vardı yani bişeye taktım mı yapana ya da yaptırana kadar direnirim.Doğumumda biraz öyle oldu daha sabaha karşı ben bugün doğuracağım diyordum ve ertesi sabah doğumum olmuştu:)1 gün önce nişan gelmişti fakat sabaha karşı kalktığımda sonradan onunda nişan olduğunu anladığım bir belirti apar topar Kerem’i kaldırıp hastaneye götürmeme neden oldu.Bence bu nişan değildi..Bebeğin suyu bitiyordu ,bişey olmuştu.Tabii benim bu senaryolarım sayesinde elimizde çikolata sepetimiz iki valizimiz hastaneye gittik ben doğuma hazırdım :))Fakat hastanede daha açılma yok akşama belki başlar dediler.Ben yinede sabah 9 olmasını bekleyip kendi doktoruma da göründüm ve nstye bağlandım doktorum bişey yok henüz dedi.Elimizde sepetler ve valizler tekrar eve döndük..Ama gün boyu farklı bişeyler vardı ve akşama doğru bana göre doğum sancılarım başlamıştı.Tabii yine elde sepet ve valiz hastaneye gidildi.Nstye bağlanıldım ve bana orda ağrı eşiğiniz çok düşük bunlar doğuma hazırlık sancıları daha açılma yok burda boşuna beklemeyin belki 2-3 gün sonra bile doğurabilirsiniz dediler.Tabii yine sepet ve valizler evin yolu tutuldu.Ama benim biraz moralim bozulmuştu sanki ben numara yapıyormuşum gibi hissettim .Saat gece 11 olduğunda bende artık sancı başlamıştı gerçekten insan yaşayınca anlıyor zaten doğum sancısı fark edilmeyecek gibi değilmiş yani öncekiler yalanmış:))Ama dayanılmaz değildi .Ben sancılarım var derken artık eşim bile inanmıyordu .Bende sonunda napayım madem ağrı eşiğim düşük beni götür sezeryana alsınlar dayanamıyorum dedim.Ve sahne 3 perde 1 yine sepet (hava sıcak diye arabada bırakamıyorduk),valiz elde artık site güvenlik görevlimizin bile doğurda kurtulalım bakışlarıyla hastane yoluna koyulduk…Bu sefer bütün aile annem,babam,halalarım,teyzelerim,kuzenlerimde hastanedeki yerlerini almışlardı:)Şans eseri doktorum zaten ani bir sezeryan doğumu için hastanedeydi Fakat benim geldiğimi duyunca annemlere bu iş yalancı çoban hikayesine döndü demiş ve işte benim 9 ay hiç kırılmadığım ve hep zevkle yanına gittiğim doktoruma çok ama çok kırıldığım an o andı.Evet tamam gün içinde belki gereksiz telaşlanmıştım ama napayım ilk kez doğum yapacağım için sancılardan paniklemem gayet doğal olmalıydı bence .Ve ben kendisini 9 ay boyunca 1 kere bile gece arayıp rahatsız etmemiş çok dikkatli olmuşken böyle bir laf, içinde bulunduğum şartlarla (heyecan,duygusallık)beni çok üzmüştü.Sonradan kendisine iletilmiştir ama keşke olmasaydı…Neyse ki sonunda doktorumu da doğumun başladığına inandırdım ve ilk kez o an ağlamaya başladım evet artık doğurabilecektim..Hemen epidural yapılması için hazırlandım ve kesinlikle tavsiye ederim ne iğne vurulurken bir ağrım oldu ne de sonrasında.Tek dezavantajı ağrıları azalttığı için doğumun başlaması biraz uzuyor.gece 1 den sabah 08.48 e kadar bekledik.Fakat öylesine tatlı bir kalabalık vardı ki benle bir bekleyen o saatleri hiç anlamadım.Son anlarda özellikle epiduralin etkisi azaltılıyor ve o an biraz suratım asıldı ve ebenin (ki bence hala ebe çok önemli ,doktorumdu bana güven veren ama doğuma girene kadar her şey ebenin elinde hatta öyle sevmiştim ki ebemizi kızımın göbek adını Dilek koydum yani ebesinin adı:))  ) doğuma gidiyoruz sözleriyle sandalye de doğumhaneye alındım.Herkesin fotolarından üstlerinde yeşil önlük görmeye alışıktım ama sanırım normal doğum olunca ben gayet üstümdekilerle hatta kolyelerim ve küpelerimle kendimi doğumda buldum.8.30 da başladı doğumum ve 8.48 de ben artık anneydim.Daha ilk andan belliydi evlat sevgisi için herşeye katlanılabileceği,kendi canından önce onu düşüneceğin …Doğum anında bir an sesini duyamadım ve o an sadece bebeğim iyi mi dedim ve duyduğum hiç bir ağlama sesi beni bu kadar mutlu etmedi ve  artık önce onun canı sonra kendim vardım.Anlatırken bile ağladığım bu güzel duyguyu Allah isteyen herkese yaşatsın ve kesinlikle önünüzde bir engel yoksa normal doğumdan korkmayın o anı yaşamak çok  güzel .Herkese güzel ve sağlıklı doğumlar..

İÇİMDEN GELENLER

ARTIK KIZIMINDA BİR BLOĞU VAR

3 sene önce yine bir blog yazma tutkusuyla bilgisayar başına oturmuştum ve o zaman moda kelebeği adında bir bloğum vardı .hey gidi hey demeliyim galiba moda kelebeğinden Balca’nın duygu yüklü sayfalarına gelmişim,yine içimde bir blog yazma heyecanı ama bu heyecan minik mucizem için bu sefer..Artık benim ilgi alanım  kim ne giymiş ne modaymış değil moda bir tarafa alışveriş sevdam bile Balca ile uygun elbiselerimiz olsun sevdasına dönüştü..Zaten ona bişeyler bakarken yan vitrinde bana da uygun birşeyler varsa en çabuğundan deneyip (hatta bazen ay Balca durmuyor siz verin ben evde denerim) çıkmak oldu alışverişin anlamı hayatımda:) Ama çok mutluyum saatlerce gezinmesem de ,her istediğimi yapamasam da dünyanın en güzel duygusu annelik, herşeye değer.İşte zaten ilerde bu güzel duyguyu kızıma yazı ile de anlatıp,güzel bir hatıra bırakabilmek amacıyla başladım yazmaya.Evet dediğim gibi amacım sadece hatıra bırakabilmek ben gerçi birçok blogdan çok şey öğrendim kızımı büyütürken ama benim öyle kesin şunu yapın bu olmaz gibi doğrularım yok.Kendimce en doğrularla büyütüyorum pamuğumu ..Tabii bizim maceralarımızın da size bir yardımı olursa buna da sevinirim.

Bloğumun adına gelince ..Hayat tesadüflerle dolu ..Ben üniversitedeyken balcanet diye bir siteden şiir okumaya bayılırdım ve o sitede Balca’nın duygu yüklü sayfaları yazardı.O zaman nerden bilebilirdim kızımla benim adımı aynı anda içinde taşıyan bir sitede gezindiğimi ve ilerde kızıma bu isimde bir blogla sesleneceğimi:)

İkinci güzel bir tesadüf bloğumun ilk yazısını bayramda yazıyorum ve size bayramlıklarını giymiş güzel pamuğumun resmi eşliğinde iyi bayramlar demek istiyorummmm…